Denizlerin en büyük muamması olarak kabul edilen Mary Celeste vakası, 1872 yılının sonlarında Atlas Okyanusu’nun ortasında gün yüzüne çıktı. Kaptan Benjamin Briggs yönetimindeki gemi, New York limanından ayrıldıktan kısa bir süre sonra sessizliğe gömüldü. Geminin rotası İtalya’nın Cenova limanıydı ancak Mary Celeste oraya hiçbir zaman ulaşamadı. Onu bulan Dei Gratia gemisinin mürettebatı, güverteye ayak bastıklarında hayatlarının en büyük şokuyla karşılaştılar. Gemi tamamen sağlamdı ama içeride tek bir insan ruhu dahi yoktu.
Mary Celeste Olayının Keşfi ve Esrarengiz Bulgular
Gemi bulunduğunda yelkenleri kısmen açıktı ve gövdesinde ciddi bir hasar tespit edilmedi. İçerideki yiyecek ve su kaynakları aylarca yetecek kadar doluydu. Kaptanın ve mürettebatın kişisel eşyaları kamaralarında düzgünce duruyordu. En garibi ise, gemide herhangi bir boğuşma veya saldırı izine rastlanmamasıydı. Mürettebat sanki bir anda buharlaşmıştı. Wikipedia kayıtlarında belirtildiği üzere Mary Celeste vakası, sadece can filikasının ve seyir defterinin eksik olmasıyla dikkat çeker. Bu durum, insanların bir tehlike anında gemiyi alelacele terk ettiğini düşündürse de, profesyonel bir denizcinin sapasağlam bir gemiyi neden bırakacağı sorusu hala yanıtsızdır. Bu olay, Bermuda Şeytan Üçgeni gemilerin ve uçakların kaybolduğu gizemli bölge gibi tarihteki diğer açıklanamayan kayıplarla sıkça karşılaştırılmaktadır.

Bilimsel Teoriler ve Efsaneler Arasında
Olayla ilgili onlarca farklı teori ortaya atılmıştır. İlk başlarda korsan saldırısından şüphelenilse de, gemideki değerli alkol yükünün çalınmamış olması bu ihtimali zayıflatmıştır. Bazı araştırmacılar, alkol varillerinden sızan gazların küçük patlamalara neden olduğunu ve mürettebatın geminin havaya uçacağını sanarak panikle filikaya bindiğini savunur. Britannica ansiklopedisindeki denizcilik tarihi analizleri, ani bir su hortumunun veya sismik bir sarsıntının mürettebatı gemiyi terk etmeye zorlamış olabileceğini öne sürer. Gizli tarih dünya hakkında bilmediğimiz gerçekler arasında yer alan bu tür vakalar, rasyonel açıklamaların yetersiz kaldığı noktalarda efsanelere dönüşmektedir. Geminin bulunmasından sonra açılan soruşturmalar ve mahkemeler de net bir suçlu veya neden belirleyememiştir.
Sonuç: Bitmeyen Bir Muamma
Mary Celeste, bugün hala denizcilik folklörünün en önemli ve ürkütücü parçalarından biridir. 150 yılı aşkın süredir devam eden araştırmalar, kesin bir kanıt sunamamış ve on kişinin okyanusun ortasında nasıl yok olduğuna dair bir cevap bulamamıştır. Bu hayalet gemi efsanesi, doğanın gücüne ve insanlığın bilinmeyene duyduğu merakın bir simgesi olarak tarihteki yerini korumaya devam edecektir. Cevaplanamayan sorular, Mary Celeste’i sonsuza dek karanlık bir sır olarak kalmaya mahkum etmiştir.











