1888 yılının sonbaharında Londra’nın fakir Whitechapel bölgesinde işlenen vahşi cinayetler, tarihin en çözülememiş gizemlerinden biri olan Karındeşen Jack efsanesini başlattı. Beş kadını acımasızca katleden bu seri katilin kimliği, yüz yılı aşkın süredir dedektiflerin ve meraklıların zihnini meşgul ediyor. Peki, bu karanlık figür kimdi? En güçlü şüpheliler ve ortaya atılan teoriler nelerdi? Bu yazıda, Karındeşen Jack gizeminin derinliklerine inecek, ana şüphelileri ve başlıca cinayet teorilerini inceleyeceğiz.
Cinayetlerin Perde Arkası: Whitechapel ve Kurbanlar
Viktorya Dönemi İngiltere’sinde, 1888 yılında Whitechapel bölgesinde yaşanan bu cinayetler, Londra’nın en yoksul mahallelerinden birinde gerçekleşti. Kurbanların hepsi fahişelik yapan kadınlardı ve cinayetler aşırı vahşilikle, organ çıkarma gibi cerrahi kesinlikteki yöntemlerle işlenmişti. Bu durum, katilin anatomi bilgisine sahip olabileceği şüphelerini doğurdu. Karındeşen Jack’in “kanonik beşli” olarak bilinen kurbanları:
- Mary Ann Nichols
- Annie Chapman
- Elizabeth Stride
- Catherine Eddowes
- Mary Jane Kelly
Dönemin sınırlı imkanlarına rağmen yürütülen soruşturmaya rağmen katil asla yakalanamadı. Cinayetler, halk arasında büyük bir korku ve medyanın yoğun ilgisiyle seri katil mitinin temelini attı.
En Güçlü Şüpheliler
Karındeşen Jack’in kimliğine dair pek çok isim ortaya atıldı. İşte en güçlü adaylardan birkaçı:
Prens Albert Victor, Clarence ve Avondale Dükü
Kraliçe Victoria’nın torunu olan Prens Albert Victor, cinayetler sırasında Whitechapel’daydı. Bazı teorisyenler, frengi veya akıl hastalığı nedeniyle cinayetleri işlediğini öne sürdü. Ancak bu teori, kanıttan yoksun spekülasyon olarak kabul edilir ve kraliyet ailesinin imajını koruma çabası iddialarıyla da desteklenir.
Aaron Kosminski
Polis kayıtlarında “Polonyalı Yahudi berber” olarak geçen Kosminski, önemli bir şüpheliydi. Görgü tanıklarının tariflerine uyması ve akıl hastanesine yatırılmış olması dikkat çekti. 2014’teki DNA testleri, Kosminski’nin kurbanlardan birinin şalındaki kan örnekleriyle eşleştiğini iddia etse de, bu testlerin metodolojisi bilim dünyasında hala tartışmalıdır. DNA kanıtları, kesinlik kazanmamıştır.

Montague John Druitt
Saygın bir avukat olan Druitt, cinayetlerden kısa süre sonra Thames Nehri’nde boğulmuş bulundu. İntiharı, bazılarını cinayetlerin onun ölümüyle sona erdiğini düşündürdü. Cinayetlerin durması ve Druitt’in yaşamındaki stresli dönem bu teoriyi destekler. Doğrudan kanıt yoktur.
George Chapman (Seweryn Kłosowski)
Polonyalı bir berber olan Chapman, daha sonra İngiltere’de üç kadını zehirleyerek öldürmesiyle tanındı. Kadınlara karşı işlediği suçlar ve zaman dilimi itibarıyla Karındeşen Jack olabileceği şüphelerini doğurdu, ancak cinayet yöntemleri farklıydı.
Başlıca Teoriler
Karındeşen Jack’in kimliği kadar, cinayetlerin ardındaki motivasyonlar ve yöntemler hakkında da birçok teori ortaya atıldı:
- Tıbbi Bilgisi Olan Katil: Kurbanların organlarının çıkarılma biçimi, katilin cerrahi veya kasaplık bilgisine sahip olduğunu düşündürdü. Doktorlar veya kasaplar şüpheliler arasındaydı.
- Gizli Cemiyetler ve Komplolar: Bazı teoriler, cinayetlerin gizli bir cemiyet veya kraliyetle bağlantılı bir komplonun sonucu olduğunu iddia etti. Bu teoriler genellikle kanıtlardan yoksundur.
- Tek Bir Katil Mi?: Bazı araştırmacılar, beş kanonik cinayeti tek bir kişinin değil, birden fazla seri katilin aynı bölgede benzer suçlar işlemiş olabileceğini öne sürer.
Sonuç: Çözülemeyen Bir Gizem
Karındeşen Jack vakası, tarihin en büyüleyici ve çözülememiş adli vakalarından biri olmaya devam ediyor. Yeni nesiller, teknolojinin gelişimiyle bu gizemi aydınlatmaya çalışsa da, kesin bir sonuca ulaşılamamıştır. Bu durum, Karındeşen Jack’i sadece bir seri katil değil, aynı zamanda insan psikolojisinin karanlık derinliklerinin ve adalet sisteminin sınırlılıklarının bir sembolü haline getirmiştir. Onun kimliği belki de asla tam olarak belirlenemeyecek, ancak efsanesi sonsuza dek sürecektir.











