Viktorya Dönemi İngiltere’sinin Tuhaf Ölüm Gelenekleri ve Yas Ritüelleri

Viktorya dönemi İngiltere’si denilince akla genellikle katı ahlak kuralları, sanayi devrimi ve görkemli balolar gelir. Ancak bu dönemin en çarpıcı yönlerinden biri, toplumun ölümle olan derin ve saplantılı ilişkisidir. 19. yüzyılda tıp biliminin henüz emekleme aşamasında olması, düşük yaşam beklentisi ve çocuk ölümlerinin yaygınlığı, insanların ölümü hayatın kaçınılmaz bir parçası olarak merkezlerine koymasına neden olmuştur. Kraliçe Victoria’nın eşi Prens Albert’ın ölümünden sonra hayatının sonuna kadar yas tutması, bu melankolik kültürü tüm imparatorluğa yaymıştır.

Memento Mori ve Ölüm Sonrası Fotoğraflar

Viktorya dönemi insanları için bir sevdiklerini kaybetmek, onunla olan fiziksel bağı tamamen koparmak anlamına gelmiyordu. Dönemin en ürpertici ama o zamanlar için teselli edici geleneklerinden biri memento mori olarak bilinen ölüm sonrası fotoğraflardır. Fotoğrafçılığın yeni geliştiği bu yıllarda, bir kişinin hayattayken fotoğrafını çektirmek oldukça pahalıydı. Bu nedenle birçok aile, kaybettikleri kişilerin sanki uyuyormuş ya da hayattaymış gibi poz verdirilerek çekilen fotoğraflarına sahip olmayı tek hatıra yolu olarak görüyordu. Bu durum günümüzde korkutucu gelse de, o dönemin yas sürecinin doğal bir parçasıydı.

Yas Ritüelleri ve Katı Toplumsal Kurallar

Yas tutmak Viktorya dönemi toplumunda adeta bir sanat formuna ve katı bir kurallar bütününe dönüşmüştü. Özellikle kadınlar için belirlenen giyim kuralları oldukça ağırdı. Bir kadın eşini kaybettiğinde en az iki yıl boyunca tam yas tutmak zorundaydı. Bu süreçte sadece mat siyah renkli, krep kumaştan elbiseler giyilir ve toplumsal etkinliklerden tamamen uzak durulurdu. Tarih boyunca bu tür toplumsal baskılar ve ölümle kurulan bağlar, kara ölümün gizemi gibi kitlesel kayıpların yaşandığı dönemlerden itibaren insan psikolojisini şekillendirmeye devam etmiştir.

Illustration for Viktorya Dönemi İngiltere’sinin Tuhaf Ölüm Gelenekleri ve Yas Ritüelleri

Viktorya Dönemi Ölüm Geleneklerinin Temel Özellikleri

  • Ölen kişinin gözlerine, kapalı kalmalarını sağlamak için madeni para yerleştirilmesi.
  • Cenaze arabalarının siyah tüylerle süslenmiş atlar tarafından çekilmesi ve görkemli törenler.
  • Profesyonel yas tutucuların (mutes) cenaze kapılarında ciddi ve sessiz bir şekilde beklemesi.
  • Evdeki tüm aynaların, ölünün ruhunun aynada hapsolmaması için siyah örtülerle kapatılması.
  • Ölüm anını sabitlemek amacıyla evdeki tüm saatlerin durdurulması.

Saçtan Yapılan Takılar ve Hatıralar

Ölen kişinin fiziksel bir parçasını yanında taşıma isteği, saç takıları geleneğini doğurmuştur. Ölen kişinin saç telleri özenle işlenerek kolyelere, broşlara veya madalyonlara dönüştürülürdü. Bu takılar sadece birer aksesuar değil, aynı zamanda kaybedilen kişiye duyulan sonsuz sadakatin bir simgesiydi. İlginç bir şekilde, o dönemde güzellik standartlarına ulaşmak için kullanılan bazı ölümcül kozmetik ürünleri de insanların sağlığını ciddi şekilde tehdit ederek bu ölüm ve yas döngüsünü ironik bir şekilde besliyordu.

Sonuç

Viktorya dönemi İngiltere’sinin tuhaf ölüm gelenekleri ve yas ritüelleri bugün bize ne kadar ürpertici gelse de, aslında insanların büyük kayıplarla başa çıkma ve acılarını somutlaştırma çabasını yansıtmaktadır. Bu ritüeller, hayatın geçiciliğini ve her anın değerini hatırlatan hüzünlü bir kültürel miras olarak tarihteki yerini almıştır. O dönemin insanları için ölüm, saklanacak bir gerçek değil, aksine ritüellerle onurlandırılması gereken bir veda süreciydi.